B
İ
L
G
İ
M
A
T
İ
K

Konular

Ansiklopedi
Beslenme
Bilgisayar
seyahat
Ev hali
Giyim
İnşaat
İnternet
Kadın
Güzellik
Sanat
Sinema
Teknoloji
Tiyatro
Yaşam

B
İ
L
G
İ
M
A
T
İ
K

« Önceki |

23/3/2009

Uçan araba yapıldı.


Gelecek şimdiki zamanda hazırlanıyor ve Terrafugia "uçan araba" Jetgillerin arabası olmaya aday. Araç bu hazırlık aşamasında ilk uçuşunu başarıyla gerçekleştirdi. Saatte 104km hıza çıkabilen aracın fiyatı 194bin dolar.

Uçan Araba'nın (Transition Roadable Aircraft) hava aracından yol aracına dönüşümü 30 saniye alıyor.

23/3/2009

Güneş pili kullanmak gerçekten avantajlı mı?


  • Güneş pillerinin yakıtı güneş enerjisidir.
  • Yakıt masrafı yoktur.
  • Çevreyi kirletmezler. İleride dünyayı bekleyen en önemli sorunların global kirlenme ve sera gazı emisyonu olacağı artık bilinmektedir. Petrol türevi tüm yakıtlar sera gazı emisyonu yaparlarken, güneş pillerinin diğer sürdürülebilir enerji kaynaklarında olduğu gibi doğaya hiçbir zararlı etkisi yoktur..
  • Dünya da her konuda olduğu gibi enerjide de merkeziyetçilikten, bireyselliğe yönelim vardır. Her ev, kendi enerjisini çatısına kurduğu güneş pilleriyle karşılayabilir. Böylece iletim ve enerjiyi taşıma maliyetleri ve kayıpları ortadan kalkar.
  • Petrol rezervleri 50 yıl içinde tükenecektir. Ancak dünyanın enerji ihtiyacı her geçen gün çığ gibi büyümektedir. Dünya, petrol gibi konvansiyonal enerji kaynaklarından, yeni enerjiye geçmek zorundadır. Bu geçiş döneminde petrolün önlenemez fiyat artışlarına şahit olacağız.
  • Ancak güneş pili teknolojisinin hammaddesi kumdur. Dünya da çok fazla bulunur. Güneş pili teknolojisi ilerledikçe, hammade sarfiyatı da ince film teknolojisinde olduğu gibi azalmaktadır. Bununla paralel olarak fiyatlarda düşme eğilimindedir.
  • Daha ilerisi için Hidrojen enerjisinin, petrolün yerine geçeceği düşünülmektedir. Ancak Hidrojen bile elektroliz yoluyla yine güneş pillerinden elde edilecektir.
  • Petrol ile yeni enerjinin ve güneş pillerinin birim maliyetlerde fiyat çakışma noktası sanıldığı kadar uzak değil. Bunun farkında olan gelişmiş ülkelerin hemen hemen hepsi, şebekeye bağlı güneş pilleri sistemlerini destekleyici kanunlar çıkarmış ve uygulamıştır. Almanya hatta İngiltere gibi Türkiye'ye göre güneş fakiri ülkelerde bile, bugün yüzbinlerce ev, enerjisini güneşten almaya başlamıştır. Türkiye de bu gelişimlerin gerisinde kalamaz, kalmamalıdır.

23/3/2009

Cep telefonunuza mini seyyar güneş ile şarj aleti


Cep telefonunuzun pili olmadık zamanlarda bitiyorsa bu portatif güneş paneli ilginizi çekebilir.
 Cep telefonuna iliştirilerek yanında bir aksesuarmışcasına taşınan solar panel gün boyu şarj olarak yanınızdaki kurtarıcı gücünüz olabilir. 6-10 saat arasında dolabilen bu seyyar güneş pili istenirse şebeke elektriğiyle 3 saatte de şarj edilebiliyor. 40 gram ağırlığındaki pilin boyutları 56 x 37 x 14-mm değerlerinde ve belirli telefon modelleriyle uyumlu.

23/3/2009

Bedava elektrik üretim sistemleri

         Güneş paneli,

 üzerinde birçok güneş enerjisini soğurmaya yarayan güneş hücreleri bulundurur. 8-24 panellik bir sistem, ihtiyaç olan yerlerde normal bir evin tüm elektrik ihtiyacını karşılayabilir. Endüstri uygulamaları veya elektrik santralleri için binlerce güneş panelinin kullanıldığı büyük sistemler kurulmaktadır. Bir güneş hücresinin performansı verimi ile ölçülür. Aldığı enerjinin yüzde kaçını kullanılabilir elektriğe dönüştürdüğü verimi belirleyen en önemli parametredir. Sadece belli dalga boylarındaki ışık elektriğe dönüştürülebilir, geri kalan büyük miktar hücreyi oluşturan madde tarafından ya emilmekte ya da yansıtılmaktadır. Panellerin mevsimlere bağlı olarak farklı açılarla güneşe doğru yönlendirmesi yapılarak her mevsimde azami verim alınması mümkün olmaktadır. Türkiye için genelde geçerli olan 60º kış eğimi sayesinde ve panel camlarının özelliği nedeni ile buzlanma veya kar birikmesi engellenmektedir. Güneş panellerinin çıkışına takılan özel güneş regülatörleri ile 12 ay boyunca en optimal koşullarda akü şarjı yapılmaktadır. Akülerde depolanan enerji yüksek verimli tam sinüs DC-AC çeviriciler ile 220V AC akıma çevirilebilmektedir.

        Güneş pili sistemlerinin elektrik şebekesinden ayrı olarak kullanıldığı tipik uygulama alanları aşağıda sıralanmıştır.

  • Haberleşme istasyonları, kırsal radyo, telsiz ve telefon sistemleri
  • Dağevleri ya da yerleşim yerlerinden uzaktaki evlerde TV, radyo, buzdolabı gibi elektrikli aygıtların çalıştırılması
  • Petrol boru hatlarının katodik koruması
  • Metal yapıların (köprüler, kuleler vb) korozyondan koruması
  • Elektrik ve su dağıtım sistemlerinde yapılan telemetrik ölçümler, hava gözlem istasyonları
  • Bina içi ya da dışı aydınlatma
  • Tarımsal sulama ya da ev kullanımı amacıyla su pompajı
  • Orman gözetleme kuleleri
  • Deniz fenerleri
  • İlkyardım, alarm ve güvenlik sistemleri
  • Deprem ve hava gözlem istasyonları
     
  • İlaç ve aşı soğutma.
  • Askeri Uygulamalarda

29/2/2008

Tüp bebeğin yolu büyük kentlerden geçiyor

Ülkenin her yerinde yetişmiş personelin bulunmasının mümkün olmadığını belirten Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, “dengesizliğin ana nedeni, yetişmiş eleman, fiziki şartlar ve ekipman eksikliği” diye konuştu.

Türkiye’de, “tüp bebek” yöntemiyle çocuk sahibi olmak isteyenlerin başvuracağı merkezlerin önemli bölümü büyükşehirlerde bulunuyor.

Türkiye genelinde Aralık 2007 sonu itibariyle ruhsatlı 91 üremeye yardımcı tedavi merkezi bulunuyor. Bunlardan 19’u Sağlık Bakanlığı ve üniversite hastanelerinde, 72’si özel hastane ve merkezlerde yer alıyor.

Sağlık Bakanlığından ruhsatlı her iki merkezden biri 3 büyük kentte bulunuyor. İstanbul, Ankara ve İzmir’de bulunan toplam 56 merkezin 13’ünü devlet ve üniversite hastaneleri, 43’ünü ise özel hastaneler ile merkezler oluşturuyor.

Türkiye genelinde toplam 22 ilde üremeye yardımcı tedavi merkezi hizmet verirken, 59 ilde ise bu konuda hizmet veren hiç merkez yok. Marmara Bölgesi’nde 42, Ege Bölgesinde 8, İç Anadolu’da 22, Karadeniz Bölgesinde 2, Akdeniz Bölgesinde 9, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde ise toplam 8 merkez mevcut. Karadeniz, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde toplam 10 merkez bulunurken, yurdun diğer bölgelerinde ise 81 merkez yer alıyor.

Marmara Bölgesi’nde 28’i özel 6’sı kamu toplam 34 merkezle İstanbul başı çekerken, onu 6 özel merkezle Bursa, 1 Kocaeli ve 1 Sakarya illeri takip ediyor.

Ege Bölgesi’nde İzmir’de 1’i kamu 5’i özel, Afyonkarahisar ve Denizli illerinde de birer tane üremeye yardımcı merkezler bulunuyor.

İç Anadolu Bölgesi’nde ise 6’sı kamu 10’u özel toplam 16 tane merkezle Ankara ilk sırada yer alıyor. Ankara’yı, 1’i kamu 1’i özel merkezlerle Konya ve Kayseri illeri izliyor. Bölgede Eskişehir’de de 1 tane merkez kamu hastanesinde hizmet veriyor.

Karadeniz Bölgesi’nde Samsun ve Trabzon’da 1’er üremeye yardımcı merkez bulunuyor.

Akdeniz Bölgesi’nde 2’si kamu 3’ü özel toplam 5 merkezle Adana başı çekerken, Adana’yı 1’i kamu 2’si özel merkezle Antalya takip ediyor.

Doğu Anadolu Bölgesi’nde Elazığ, Malatya ve Erzurum illerinde 1’er özel merkez hizmet verirken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde de Diyarbakır ve Gaziantep illerinde 2’şer tane, Şanlıurfa’da da 1 tane özel üremeye yardımcı merkez bulunuyor.

“MERKEZLERİN SAYISI ŞU AN İÇİN YETERLİ”
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, Sağlık Bakanlığının Haziran 2007’de SSK’lı hastaların da Emekli Sandığı ve Bağ-Kur’lular gibi tüp bebek uygulamasından yararlanabilmesinin önünün açılmasıyla, tüp bebek için hastanelere ve özel tüp bebek merkezlerine çok sayıda başvuru yapıldığını söyledi.

Türkiye’deki üremeye yardımcı merkezlerin sayısının, şu an için ihtiyacı karşılayacak düzeyde olduğunu belirten Tıraş, “Şu an yeterli denilebilir ancak hasta sayısı arttıkça sıkıntı yaşanmaya başlanacaktır” dedi.

Tıraş, tüp bebek uygulamasının çok hassas ve gelişmiş cihazların yardımıyla, bu konuda uzmanlaşmış sağlık personeli tarafından yapılması gerektiğini ifade etti. Ülkenin her yerinde bu sektöre hizmet verebilecek özel yetişmiş personelin bulunmasının mümkün olmadığını belirten Tıraş, “Bölgeler arasındaki merkezlerin dağılımındaki dengesizliğin ana nedeni, yetişmiş eleman, fiziki şartlar ve ekipman eksikliğinden kaynaklanıyor” diye konuştu.

Prof. Dr. Bülent Tıraş, nüfusun yoğun olduğu her ilde tüp bebek merkezinin açılmasının doğru olmadığını, “uydu merkezler” ile sıkıntının çözümlenebileceğini belirtti.

29/2/2008

Zevkli seks için 9 öneri

20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı, kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir.

Yaş ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde cinsel istekte azalma, erkeklerde ereksiyon ve boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon-kuruma- problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselliği de mecburiyettenmişcesine tek düze ve rutin hale getirebilir. Bu rutin yaşam; çiftlerin birbirleriyle yakınlaşmaları, arzularını muhafaza edebilmeleri, vücutlarıyla barışık olmaları, fantezilerini geliştirebilmeleri, cinsel tercihlerini gözden geçirmeleri gibi hususlarla önlenebilir.

Cinsel IQ, kişinin tercihlerini, duygularını, seks sırasındaki kokusu ve çıkarttığı sesler ile vücudunu, cinsel aktivitedeki limitlerini, yasak olan ve olmayan noktaları ve yaşamak istediği değişiklikleri muhakeme etmesi ve tüm bu faktörlerle kendini kabullenmesidir. Bu nedenle iyi bir cinsel yaşamdaki önemi ölçülemez.

İşte hatırlamanız gereken önemli noktalar:

1: Seksin vücut görüntüsü ile hiçbir alakası yoktur. Mükemmel olmayan vücutlar da seksten zevk alır, partnerine zevk verir. Burada tarafların karşılıklı olarak dürüst ve saygılı olmaları, cinselliği bu şekilde yaşamaları önemlidir. Tatmin edici seksi oluşturan pozitif faktörler seks sırasında cinsel istek, tarafların müsaade yeteneği, haklarını değerlendirme yeteneği ,cinsellikle ilgili doğru bilgilere sahip olmaları, yeterli heyecanı hissetmeleri ve beyinsel konsantrasyon ile karşılıklı tensel kokunun birbirine çekici gelmesi olarak özetlenebilir.

2: Eğlenmek de seksin bir parçasıdır. Kişilerin dilediğince özgür olması, fanteziler kurması, dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması, cinselliği ayrıcalıklı bir armağan olarak algılaması ve herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmesi ile cinsel hayatları renklenecektir.

3: Sekste sıklık önemli değildir. Evli bir çiftin seks yapma aralıkları tamamen kişilere göre değişen bir durumdur. Hiçbir çift seks yapma aralığı az diyerek aşağılanmamalıdır. Ancak sürekli birlikteliklerde veya evliliklerde periyodik bir yaklaşımı öneriyoruz. Özellikle karşılıklı sıcaklığı muhafaza etmek açısından periyodik aralıkları önemli buluyoruz. Periyodik belirli aralıklarla tatmin edici birleşmeler, aynı zamanda cinsel fonksiyonun devamı açısından da önemlidir.

4: Sekste çekincelere yer yoktur. Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya ‘normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur.

5: Çocuklu ailelerde seks bitmez. Unutulmamalıdır ki, çocuk sahibi olmak cinsellik açısından önemli bir faktör değildir. Çiftler günlük yaşamlarına göre cinselliğe ayıracakları zamanı seçmeli ve bu zaman zarfında özellikle birbirlerine konsantre olmalıdır.

6: Sertleşme Sorunu “Tümüyle kafanızda yarattığınız bir sorun” değildir. Son 25 yılda sertleşme sorunlarının tıbbi bir durumdan kaynaklandığı açıklığa kavuşmuştur. Sertleşme sorununun çoğunlukla psikolojik bir yönü olsa da (depresyon, endişe ve stresin rolü olabilir), hemen her zaman fiziksel bir nedeni vardır.

7: Sertleşme sorunu yalnızca yaşlı erkeklerde görülmez. Bu durum 40 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, her yaştaki erkekte meydana gelebilir. Yapılan yeni bir çalışma, 40 ile 70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısının zaman zaman sertleşme sağlama ve/veya sürdürmede sorun yaşadığını ortaya koymuştur. Sertleşme sorunlarının oranı yaşla birlikte artsa da, tek başına yaşlanma, sertleşme sorununun bir nedeni olarak görülmemektedir. Sertleşme sorunlarının yaşlı erkeklerde daha sık görülmesinin nedeni, yüksek kan basıncı gibi yaşa bağlı hastalıklardır.

8: Cinsel ilişki için çok yaşlı değilsiniz.Tüm yaşlardaki çiftler cinsel ilişkiyle ilgilidir. Cinsel yaşam sağlıklı bir ilişkinin önemli bir parçasıdır. Gerçekten de, yapılan birçok araştırmada aktif cinsel yaşamın yaşlanmanın çok doğal bir parçası olduğu gösterilmiştir.

9: Çift karşılıklı çekiciliğini yitirmiş olsa bile tekrar elde edebilir. Önemli olan bunu hangi noktada kaybettikleri konusudur. Çiftler birbirlerine karşı çekiciliklerini şu noktalarda yitirirler: Seks sırasında yetersiz olmaktan, anormal olmaktan çekinirlerse, seksle ilgili noktaları partnerleriyle konuşamazlarsa, seks hakkında hissettiklerini sözcüklerle ifade edemezlerse. Seks sırasında veya sonrasında partnerini yakın hissetmekle, birbirine dokunarak heyecanlanmayı beklemekle, fantezi ve arzularla ilgili suçluluk duymamakla ve erkek-kadın vücudunun nasıl çalıştığını karakterlerini değerlendirmekle tensel uyum ve karşılıklı çekicilik tekrar elde edilebilir.

KAYNAK: www.realage.com.tr 

29/2/2008

Sarkmış göbek reflü yapıyor

Görülme sıklığı giderek artan ve tedavi edilmediğinde yemek borusu kanserine neden olan reflü daha çok kadınları vuruyor. Bunun en önemli nedeni ise göbek bölgesindeki yağlanma ve doğum sonucu oluşan sarkmaların karın içi basıncını artırması.

Araştırmalar Türkiye’de her 10 yetişkinden birinde reflü olduğunu ve görülme oranının her geçen gün arttığını gösteriyor. Bu artışta yaşam tarzı, yeme alışkanlıkları ve stres önemli rol oynuyor. Toplumda hastalığın yeterince önemsenmediğini söyleyen Prof. Dr. Cihan Uras, ciddi bir tehlikeye dikkat çekiyor, “Reflüyü göz ardı etmeyin, tedavi edilmemiş ve ilerlemiş reflünün yemek borusu kanserine neden olduğunu ve kanser riskini ortalama 40 kat artırdığını unutmayın” diye konuşuyor.

Asitli mide içeriğinin yemek borusuna kaçması olarak tanımlanan gastro özafagal reflüden muzdarip insan sayısı her geçen gün artıyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cihan Uras, sosyal yaşamı olumsuz etkileyen ve yaşam kalitesini önemli ölçüde düşüren hastalıktaki artışın nedenini çağdaş yaşam tarzına, değişen yeme alışkanlıkları ile alkol ve sigara tüketiminin artmasına ve strese bağlıyor.

KANSER RİSKİNİ 40 KAT ARTIRIYOR
“Tedavi edilmeyen reflü yemek borusu kanserine neden olduğu için dikkate alınması gereken önemli bir hastalıktır” diyen Prof. Uras, reflünün kansere dönüşmesindeki mekanizmayı ise şöyle anlatıyor: “Normalde midenin içi aside duyarlı değildir, çünkü midenin kendisi asit üretir. Halbuki yemek borusu son derece hassastır ve asitle temas ettiği zaman yanıklara neden olabilir. Tekrarlayan reflüler yemek borusunda özefajit dediğimiz iltihabi değişikliklere yol açar. Bu kronik iltihap bir süre sonra yemek borusunun mukozasında bir takım değişiklikler yapar, bu değişiklilik sonucu da baret özafagusu gelişir. Reflü olan her 10 hastanın birinde meydana gelen baret özafagusu yemek borusu kanseri riskini ortalama 40 kat artırır. İstatistikler, baret özafagusu olan hastaların ortalama yüzde 10’unun yemek borusu kanserine yakalandığını gösteriyor.”

KADINLARDA DAHA FAZLA GÖRÜLÜYOR
Tedavisi ömür boyu süren hastalık kadınlarda erkeklerden daha fazla görülüyor. Şişmanlığın, özellikle de göbek bölgesindeki yağlanmanın önemli bir etken olduğunu söyleyen Prof. Uras, “Karın içi basıncını artıran göbek bölgesindeki yağlanma kadınlarda daha çok oluyor, ayrıca doğum sonrası meydana gelen sarkmalar da karın içi basıncını artıran faktörlerdir. Bu nedenle hastalık kadınlarda daha fazla görülür” diye konuşuyor.

ASTIM VE FARENJİTLE KARIŞTIRILIYOR
Mide fıtıklarıyla beraber de görülebilen hastalığın herkeste çok ciddi şikayetler yapması gerekmiyor. Ağıza acı su gelmesi, yediklerin ağıza geri gelmesi, göğüs kemiğinin arkasında ve midede yanma en tipik şikayetleri oluşturuyor. Prof. Cihan Uras’a göre, boğaz problemleri, ses kısıklığı, ses çatallanması, sık sık farenjit ya da larenjit olma ve ses teli polipleri gibi tipik olmayan belirtiler de verebilen, kimi zaman da astımı taklit eden reflüde teşhis yanılgısı önemli bir sorun oluşturuyor:

“Hastalık, öksürük krizlerine, hastaların geceleri öksürükle uyanmalarına neden olabiliyor. Bunun sebebi de uykuda refleksler ortadan kalktığı için mide içeriğinin solunum yollarını tahriş etmesidir. Bu nedenle hasta kendisini astım zannediyor. Ancak dikkatli bir hekim muayenesiyle reflü ortaya çıkarılıp tedavi edildiğinde astım gibi görünen bu şikayetler de ortadan kalkıyor. Yani hastalık gastrit, ülser, farenjit ya da astım gibi hastalıklarla kolayca karıştırılabiliyor.”

İLAÇLA TEDAVİSİ ÖMÜR BOYU SÜRÜYOR
Kesin teşhisin gastroskopiyle konduğunu söyleyen Prof. Uras, tedavi seçenekleri hakkında ise şu bilgileri veriyor: “Reflüde organik yani yapısal bir sorun söz konusu. Eğer mide fıtığı yoksa sadece reflü ise ilaçlar ve önlemlerle reflü azaltılabilir. Medikal tedavi sadece mide asit sekresyonunu düşürmeye yönelik tedavidir. Bu durumda reflü yine devam eder ancak mide asidini ortadan kaldırdığınız için mide içeriği yemek borusuna kaçsa bile, içeriği asit olmadığı için yemek borusunu yakmaz. Yani ilaç tedavisiyle reflü bitmez, sadece reflünün yemek borusu ve boğaza zarar vermesi engellenir. Reflünün ilaçla tedavisi ömür boyu sürer, hastaya mide asidini düşüren ya da asidi nötralize eden ilaçlar verilir.”

AMELİYATTA BAŞARI ORANI YÜKSEK
Prof. Cihan Uras’a göre, beraberinde mide fıtığı varsa ya da çok ilerlemiş ise o zaman reflünün laparaskopik ameliyatlarla tedavi edilmesi gerekiyor. Laparaskopik Nissen Fundoplikasyon ameliyatları ile hastalığın son yıllarda başarıyla tedavi edildiğini hatırlatan Prof. Uras, “Uygulamanın en önemli avantajı hastayı çok az üzen bir yöntem olmasıdır. Minimal invaziv yöntemle yapılan bu ameliyatlarda karın duvarından beş tane delik açıyoruz. Delikler aracılığı ile fıtık varsa hem bunu düzeltiyoruz, hem de yaptığımız yüksek basınç bölgesiyle mide içeriğinin yemek borusuna kaçmasını engelliyoruz, böylece hasta şikayetlerden kurtuluyor” diye konuşuyor.

10 YILLIK NÜKS ORANI YÜZDE 5
Yok denecek kadar az ağrılı olması, hastada büyük yaraların oluşmaması, iyileşme süresinin kısa olması ve başarı oranının yüksek olması yöntemin avantajlarını oluşturuyor: “Çalışmalar bu yöntemin uygulandığı vakalarda 10 yıllık nüks oranının yüzde 5 olduğunu gösteriyor. Bu çok önemli bir rakam çünkü yüzde 95 hastada hiç bir sorun görülmüyor. Bu hastalar 10 yıl boyunca ilaç kullanmaktan kurtuluyor çünkü kimyasal içerikli bu ilaçların da bazı yan etkileri bulunuyor. Ameliyatla hastalar ilaç bağımlılığından kurtuluyor. Hasta ertesi gün yürümeye başlıyor ve en fazla iki gün sonra da normal hayatına dönebiliyor.”

YAĞLI VE TATLI YEMEYİN, ALKOLDEN UZAK DURUN
“Reflüyü göz ardı etmeyin, reflünüzün hangi noktada olduğunu tespit edin ve eğer ilerlemiş bir durum söz konusu ise yemek borusu kanseri olmamak için hemen tedavi ettirin” diyen Prof. Cihan Uras, reflü hastalarına önerilerini ise şöyle sıralıyor:

* Yağlı ve tatlı yiyecekler tüketmeyin
* Tok karnına yatmayın, yemeklerden en az iki saat sonra yatın
* Kiloluysanız mutlaka kilo verin
* Mide bölgesini sıkacak ve karın içi basıncı artıracak dar giysiler giymeyin
* Yeme alışkanlıklarınızı değiştirin
* Yavaş yemek yiyin, lokmalarınızı iyi çiğneyin
* Yatarken yüksek yastık kullanın
* Ağır sporlardan kaçının
* Alkol ve sigaradan uzak durun. 

29/2/2008

Firefox’un web tarayıcısı Mozilla'dan arama yenilikler

Mozilla’nın web tarayıcısı Firefox’un son versiyonu, kullanıcılarına özellikle online bilgi aramada yenilikler sunuyor.



Mozilla Vakfının Başkanı Mitchell Baker, yeni tarayıcının, kullanıcıların arama yapmalarının önemi göz önünde bulundurularak tasarlandığını ve Firefox 3 tarayıcısının şu anda beta sürümünün 3. aşamasında bulunduğunu kaydetti.

Bu sürümün kullanıcıya arama ve aynı zamanda “url” (adres) çubuğu yoluyla “işaretleme” yapma imkanı tanıdığını belirten Baker, yeni tarayıcının ayrıca internet bağlantısı olmaksızın çalışma olanağı da sunduğunu anlattı.

“İnsanların internette bilgi ararken, bir numaralı eylemlerinin arama yapmak olduğu aşikar. Biz bireysel yaşamınıza daha yakın olacak alanları getirmeyi tasarladık” diyen Baker, örneğin “url” çubuğuna “kameralar” yazıldığında, kullanıcının daha önce kameralarla ilgili ziyaret ettiği sitelerin listesinin çıkacağını belirtti.

Baker, Firefox’un yeni sürümünün bir diğer önemli özelliğinin de, internet bağlantısı kesildiğinde tarayıcının veri hatırlama anahtarıyla daha fazla “offline” çalışabilme olanağı olduğunu belirterek, yeni tarayıcının kullanıcı seyahat ettiğinde veya kablosuz bağlantının sorunluğu olduğu bölgelerde çalışmasını sürdürebilme fırsatı verdiğine işaret etti.

Bağlantılarım


www.hitscount.com
Blogcu ile yapıldı